![]() |
||||||
SAYIN ADNAN OKTAR'IN 16 OCAK 2009 TARİHLİ KRAL KARADENİZ RÖPORTAJINDAN...
ADNAN OKTAR: Bakın laikliğin olmadığı bir ortamda münafıklar ortalığı birbirine katarlar ve zibil gibi münafık olur. Münafık da dünyanın en aşağılık varlığıdır, en şerefsiz varlığıdır, en haysiyetsiz varlığıdır ve cemiyet mikrobudur münafık. Süper tehlikelidir. Mesela adam kafir, dinsiz, ateist, mertçe söylüyor, diyor ki "ben dinsizim" diyor. Allah onu öyle yaratmış. Dua edersin, "Yarabbi hidayet nasip et" dersin. O arkadaş diyor "benim inancım ayrı, tavrım da böyle" diyor. Ama münafık kahpedir yani kendini gizler, Müslümanların içine girer, onlarla ilgili sanki böyle yakın bir bağı varmış gibi göstertir, sonra gider Müslümanların aleyhinde alçakça faaliyet yapar. Onları köşeye sıkıştırmaya kalkar. Mesela Peygamber Efendimizin (sav) zamanında öyleydi münafıklar, çok kahpeydiler. Resulullah'ın yanında onu seviyor gibi dost görünüyorlar, dışarı çıkıyorlar aleyhinde konuşuyorlar. "O ne demişti?" derler diyor Allah. Ayet var. Hatta bir kısmı diyorlar "Biz eğer mücadele etmeyi bilsek sizle beraber geliriz ama bilmiyoruz" diyorlar, halbuki çok iyi biliyor. Çıkarı olmadığı için. Mesela bir kısmı diyor ki "hava çok sıcak, bu sıcakta faaliyet olur mu ki?" diyor ama bir para versen, bir çıkarı olsa yapar. Ve münafık karaktersizliğini Kuran çok çok detaylı anlatır. Mesela Peygamber Efendimiz zamanında bunlar ayrı bir mescit edindiler. Hatta burada namaz kılıyorlar, oruç tutuyorlar yani müslüman görünümünde. Ama kahpe adamlar, ahlaksız yani Allah yasaklıyor "O mescitte hiçbir şekilde namaz kılmayın, hiçbir şekilde o mescide gitmeyin" diyor. Yani amaç Peygamber Efendimize olan saygıyı ve sevgiyi yok etmek, Ona bağlılığı yok etmek ve Müslümanları bölmek. Onun için münafıklar dünyanın en aşağılık varlıklarıdır. Laiklik işte bunu ortadan kaldırır. Bu çok büyük bir nimettir. Büyük bir kolaylıktır. Laikliğin uygulandığı yerde münafık hayat sahası bulamaz. Çünkü rahat rahat gider kafirse açıklar dinsizliğini, ateistliğini ve dolayısıyla Müslümanlar da rahat ederler.
bakın ne kadar zor ortamdalar. "Ümmetimden bir taife (topluluk) yeryüzüne hakim olmadıkça kıyamet kopmaz, onlar kendilerini terkedene aldırmazlar Hz. Mehdi (a.s.)'nin cemaati bu, kendilerine yardım edene de aldırmazlar." (Ramuz el Ehadis) Bu iş onlardan ayrılanlara rağmen muzaffer olarak devam edecektir", Hz. Mehdi (a.s.)'nin faaliyetleri. "Muhaliflerin ve ayrılanların ona zararı olmaz" (Ramuz el Ehadis, 487) Bunlar hep 400, 500, 800 yıllık kitaplar. "Ümmetimden bir cemaat Allah'ın emri tahakkuk edinceye kadar batıla galebe çalarak hak üzere devam edeceklerdir. Onları yardımsız bırakanlar onlara zarar veremeyeceklerdir. Onlar hak üzerinde oldukları halde kıyamet kopana kadar kendilerini terkeden ve muhalefet eden kimsenin onlara bir zararı dokunmaz." (Kıyamet Alametleri, 286) Ta ki Allah'ın emri gelinceye kadar onlar insanlara galiptirder. Demirci körüğün demirini, kirini pasını giderip attığı gibi Medine de pisliği yani habis insanları dışına atacak Hz. Mehdi (a.s.) döneminde. Yani onun cemaatindeki insanlar, çevresindeki insanlar demirin pisliği temizlenir gibi temizlenecekler, etrafından gidecekler diyor. Ayetlerde de bu şekilde belirtiliyor. Münafıkların karakteri çok detaylı anlatılmıştır... ...
KANAL 35: Bir sorumuz var Hocam izleyicilerimizden gelen, "Sayın Hocam Hz. Mehdi (a.s.)'nin cemaati bu kadar önemli faaliyetler yaptığı halde ondan niçin ayrılanlar olur, bunun mantığı nedir?"
... Münafık Müslüman olmadığı halde Müslümanların arasına girip Müslümanlar hakkında bilgi toplayıp, küfre, delalete, masonlara, ateist Siyonistlere Müslümanlar hakkında bilgi götüren, onları ezdirmek için onların mesela şöyle bir faaliyetleri var, isimleri şudur, şunu yaparlar gibi bilgiler vererek küfre ve delalete onları ezdirmeyi hedefleyen, kendi aralarında tek amaçları bu olan ve bu yönde toplanan, bu yönde faaliyetler yapan kişilere denir. Peygamber Efendimiz devrinde de vardı. Peygamber Efendimizin toplantılarına geliyorlardı. Orada bilgi alıp gidip münafık toplantısında anlatıyorlardı. Onlar şunu dediler, böyle dediler yani Müslümanlar aleyhinde bilgi topluyorlardı, hatta Müslümanlara "sizin felaket haberlerinizi beklerler" diyor, "felaket çemberi onları sarsın" diyor Allah. "Felaket çemberi onların başına düşsün" diyor münafıklar için. "Müslümanların felaket haberlerini beklerler" diyor yani Müslümanlardan bir şeyler alabilmek, onların dağılması durumunda onların imkanlarını kullanabilmek ve manen de rahatlamak için, çünkü isterler ki diyor sizler de kendileri gibi olasınız, yani kendilerinin durumuna sizi düşürmek isterler diyor. Peygamber Efendimiz mescidinde konuşurken Peygamberimizin yanından dışarı çıkan birisi olduğunda yandan o da onu siper alarak çıkıyor. Kuran da o belirtiliyor. Siper ederek çıkan münafıklardan bahsediliyor. Mesela münafıklar Müslümanlara yardım yapılmasını istemiyorlar yani yardım yollarını kesmeye çalışıyorlar. "Yardım etmeyin ki, onlara destek olmayın ki dağılıp gitsinler" diyorlar. Yani Müslümanları ekonomik ablukaya almak, Müslümanları anti-müslüman, anti-dindar olan güçlere ezdirmek, onlarla karşılaştırmak için onlara istihbarat görevi yapar münafıklar. Hatta ayette diyor: "İçinizden onlara haber taşıyanlar vardır" diyor. Yani münafığın ayrıca bir özelliği de istihbaratçı olmasıdır yani Müslümanlar hakkında bilgi taşır. Karşı tarafın ezmesi için Müslümanları. Ama münafığı Allah yaratır. Karşı tarafı da Allah yaratır. Münafık bunun farkında değildir. Münafık bunu kendi kendine bağımsız yaptığını zanneder, yani Müslümanların da müstakil bir güç olduğunu düşünür. Kendinin de haber götürdüğü yerin de. Halbuki haber götürdüğü yeri de Allah yaratır, münafığı da Allah yaratır, Müslümanları da Allah yaratır. Bütün gücü Allah yaratır. Fakat cehennemin en derin tabakasında münafıklar için özel yer hazırlanmıştır. O yeri kazanmak için onlar gayret ederler ve kazanırlar. Cehennemin en alt tabakasına gitmiş olurlar. ... Hz. Mehdi (a.s.)'nin bakın diyor ki: Ebu Basir der ki İmamı Ebu Abdullah Aleyisselam şöyle buyurdu: "Araplardan kaim Hz. Mehdi (a.s.) Aleyisselam ile birlikte olan çok az adam olacaktır. Çok az Arap asıllı olacaktır." Hep başka kavimlerden olacak diyor. "Halk mutlaka tasfiye olunacaktır." Yani münafıklar mutlaka atılacaktır, temizlenecek ve elekten geçirileceklerdir. Elekten birçok halk elenecektir." Yani münafıklar elenecektir diyor. "Öyle ki sizden sadece ki gözdeki sürme kadar veya yemekteki tuz kadar kalacaktır. Ve ben size bir örnek vereceğim. Adamın birinin bir miktar buğdayı vardır. Onu temizler ve bir eve koyar ve uzun bir süre sonra geri döndüğünde onun kurtlandığını görür, onu tekrar ayıklar, temizler sonra tekrar evin içine koyar. Uzun bir süre sonra döndüğünde onun tekrar kurtlandığını görür, tekrar onu ayıklar ve temizler, hep aynı işi tekrarlar. Sonunda kurtların hiç zarar veremediği çok az sağlam buğday kalır. İşte siz de böylesiniz." Yani buğday içindeki kurt gibidirler onlar diyor münafıklar, öyle bir pislik varlıklardır. Onlar sürekli temizleneceklerdir diyor 3 kere anlatmış zaten. Hz. Mehdi (a.s.) devrinde de öyle defalarca temizlenecek münafıklar diyor. Burada da 3 ayıklanmanın dışında ayrıca yine muntazam bir ayıklanma olacak diyor. Yani sürekli yiyeceğin içine karışan kurt gibi böyle pislik olarak atılacaklar. "Sonunda içinizde fitnelerin asla zarar veremediği çok az bir grup kalacaktır" diyor Hz. Mehdi (a.s.) grubundan. İşte bu 313 kişi onlar. Ama devamlı böyle yiyeceğe musallat olmuş pis kurtlar gibi atılacakları belirtiliyor. Hz. Mehdi (a.s.) hisseder, yani Hz. Mehdi (a.s.) hisseder fakat onun tam tahakkuk etmesi gerekir yani münafıklığını açıkça ilan etmesi lazım. Yoksa münafığın alametleri vardır. Yani mesela onları Peygamber Efendimize söylüyor Allah. Şeytandan Allah'a sığınırım: "Sen onları bozuk konuşmalarından anlarsın" diyor yani zırvalama tabir edilen tarzda konuşur onlar. Yani sürekli Kuran'a zıt konuşur. Yani böyle Kuran'a ve dine ehemmiyet vermediğini hissettirir onlar. Ama diyor bakışlarından da diyor eğer istersem anlarsın. Bakışları da bozuk oluyor münafıkların. Oradan da anlaşılır. Ama kesin teşhis münafıklığını alenen ilan etmesiyle olur. Yani Müslümanlara karşı açıkça tavır koymasıyla anlaşılır. Yani küfre Müslümanlar hakkında bilgi götürmesi, onların dağılması için gayret etmesi, Müslümanların içinde bulunup onların her türlü bilgisini dinsizlere, Müslümanlara karşı düşman olanlara aktararak, onlarla ittifak ederek Müslümanlara karşı saldırmasıyla ortaya çıkıyor. Peygamber Efendimiz zamanında da öyleydi münafıklar. Müslümanlara saldıran kafirlere sürekli bilgi, istihbarat ağı kurmuşlardı. Bilgi taşıyorlardı ama korkaktılar da onların tarafına da tam geçmiyorlar. Tam Müslümanlardan yana da değildiler. Fakat sonunda da sanki hiçbir şey olmamış gibi Müslümanların yanına gelirler diyor Allah. "Biz sizinle birlikte değil miydik" diyorlar sonunda. Yani böyle ahlaksız ve kahpe tiyniyetli oluyorlar. Sanki daha önce onları yapanlar onlar değilmiş gibi.
Yazar Hakkında - Diğer Siteler - Email - Üye Ol TÜRKÇE
KURAN-I KERİM - BİZE
DESTEK OLUN - KİTAPLAR - FİLMLER BU SİTE HARUN YAHYA'NIN ESERLERİNDEN FAYDALANILARAK HAZIRLANMIŞTIR. |
||||||